www.dozaciwanan.com http://www.dozaciwanan.com Gençliğin özgür tartışma platformu tr ciwan@rojaciwan.com 2012-02-04T16:47:20+00:00 hourly 1 2012-02-04T16:47:20+00:00 Zap'a hava saldırısı http://www.dozaciwanan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=70227  

Ankara - Türk ordusuna ait savaş uçakları tarafından Güney Kürdistan’a yönelik hava saldırısı düzenledi

TSK’nin internet sitesinde yapılan açıklamada Zap alanına hava saldırısı gerçekleştirildiği belirtildi. Açıklamada, hava saldırısında PKK’ye ait 3 barınağın vurulduğu iddia edildi

Türk ordusu özellikle 17 Ağustos 2011’de başlayan hava saldırılarından bu yana gerillanın denetimindeki alanları yoğun bir şekilde bombalıyor. Medya Savunma Alanları sekiz bölgeden oluşuyor: Kandil, Xakurke, Xinere, Metina, Zap, Haftanin, Garê ve Zagros

Bu bölgelerde yüzlerce köy de bulunuyor. 21 Ağustos günü Türk ordusunun Kandil’e yönelik saldırısında Kortek köyünde 4’ü çocuk 7 sivil katledilmişti.

Türk ordusunun Güney Kürdistan’a yönelik saldırılarında kullandığı misket bombaları da 1 Ocak günü can almıştı. Zaxo’da köyüne dönen bir kişi, tarlasına atılan misket bombasının patlaması nedeniyle hayatını kaybetmişti.
]]>
70227@http://www.dozaciwanan.com Haberler 2012-02-03T20:20:04+00:00 Posted by tijda_kora
Korucubaşı Atak: Konuşursam yer yerinden oynar http://www.dozaciwanan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=70226  AmedŞırnak'ta 1993-95 yılları arasında işlenen cinayetlerden dolayı yargılanan ve aralarında Kayseri eski İl Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz ile Korucubaşı Kamil Atak'ın da bulunduğu 7 sanığın yargılanmasına devam edildi. Duruşmada konuşan Korucubaşı Atak, "İstihbarat benim aleyhime konuşuyor. Ama benim de bildiklerim var: Eğer ben de konuşursam yer yerinden oynar" dedi

Şırnak'ta işlenen faili meçhul cinayetlerden dolayı haklarında dava açılan Kayseri eski İl Jandarma Alay Komutanı Cemal Temizöz, Korucubaşı ve Cizre eski Belediye Başkanı Kamil Atak, korucular Kökel Atak, Tamer Atak ile itirafçılar Abdülhakim Güven, Hıdır Altuğ ve Adem Yakın'ın yargılanmasına Diyarbakır 6.Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi

Duruşmada tanık olmadığı için dosyaya eklenen evrakları okuyan Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, sanık Cemal Temizöz'ün 1994 yılında 1-14 Şubat tarihleri arasında yurtdışına çıkıp çıkmadığının Türk Hava Yollarına sorulduğu ve gelen cevapta, "Kayıtların 10 yıl tutulduğundan, söz konusu kişi ile ilgili 1994 yılında ilgili kayıt bulunmamaktır" denildiğini söyledi

Talimatla Cizre Asliye Ceza Mahkemesi'ne ifade veren Rezzan Avşar, babasının 1994 yılında evden, tutuklu sanık Temizöz tarafından alındığını, taksiyle Silopi'ye götüreceği 3 müşterisiyle birlikte bir daha geri dönmediğini, bu nedenle sanık hakkında şikayetçi olduğunu söyledi. Aynı mahkemeden yine talimatla ifadesi alınan Kamuran Candoruk ile Reşit Gasyak da Temizöz'den şikayetçi olduklarını dile getirdi

Duruşmada söz alan Korucubaşı Kamil Atak, istihbarat birimlerinin kendisi aleyhinde sürekli ifade verdiğini belirterek, "İstihbarat birimleri benim aleyhimde sürekli konuşuyor. Diyorlar ki '1995 yılında niye Kuzey Irak'a gittin Mesut Barzani ile niye görüştün?' Eski Türkiye'nin yetkilileri biliyor benim neden gittiğimi. Ben gizli gitmedim ki. Yeni Türkiye'nin istihbaratı benim aleyhimde konuşuyor, ama benim de bildiklerim var. Eğer ben de konuşursam yer yerinden oynar. Ben bugüne kadar devlet aleyhinde tek bir kelime söylemedim. Ben kendim için değil ama oğlumun tahliyesini istiyorum. Ailemiz perişan olmuş. Onun suçu yok, benim de yok" dedi

İddia makamı da tanıkların dinlenmesi için Cizre Asliye Mahkemesi'ne müzakere yazılması ve sanıkların delilleri karartabileceği ihtimali gözönünde bulundurarak, tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi talebinde bulundu.

]]>
70226@http://www.dozaciwanan.com Haberler 2012-02-03T15:31:09+00:00 Posted by tijda_kora
İtalya ve AB’ye Kürt sorununda ‘arabulucu olun’ çağrısı http://www.dozaciwanan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=70225  ROMA - İtalya’da bir grup politikacı, sanatçı, aydın ve sivil toplum örgütü, İtalya hükümeti ile Avrupa Birliği’ne Kürt sorununda kalıcı çözüm için siyasi ve diplomatik müzakereler başlatma çağrısında bulundu

İtalya Parlamentosunda, İtalya hükümeti ile AB’nin Kürt sorununun çözümüyle ilgili devreye girmelerinin istendiği çağrı metninin İtalya hükümetine sunulması vesilesiyle basın toplantısı düzenlendi. Basın toplantısına, Demokrat Parti Milletvekili Jean-Léonard, Senatör Stephen Pedica ,avukat Arturo Salerni, Avrupa Parlamentosu Eski Başkan yardımcısı Luisa Morgantini, İtalya Ulusal Basın Federasyonu Başkanı Roberto Natale, eski parlamenter Giovanni Russo Spena, Hıristiyan Demokrat partiden Alessandro Forlani ve İtalya Kürt halkı ile dayanışma ağı koordinasyon üyesi Alessia Montuori katıldı

Çok sayıda basın mensubunun izlediği toplantıda, İtalya Kürt halkı ile dayanışma ağı koordinasyon üyesi Alessia Montuori İtalya hükümetine sunulan çağrı metni hakkında bilgi verdi

ASİMİLASYON PROJESİ UYGULANIYOR

Türkiye’de BDP’nin Haziran 2011’de yapılan seçimlerde elde ettiği başarıya dikkat çekilen basın toplantısında, buna rağmen, 20 milyona yakın Kürt halkına yönelik, yargı ve yürütme organları ile asimilasyon ve öz kültüründen koparma projesinin artan bir dozajda uygulanmaya devam edildiği, kültür ve dilsel haklarının yok sayıldığı ifade edildi.

DEMOKRATİK ÖZERKLİĞİ SAVUNANLAR HEDEF ALINIYOR

Bu kapsamda özellikle Demokratik Özerklik talebinde bulunan Kürt politikacı ve yerel yöneticiler hedef alındığı belirtilerek, son iki ay içerisinde onlarca Kürt gazetecisinin gözaltına alınmasını basın özgürlüğüne vurulmuş büyük bir darbe olduğu kaydedildi

ROBOSKİ KATLİAMI GİZLENMEK İSTENDİ

Türkiye, Ortadoğu’da bireysel hak ve özgürlüklerden yana olduğu söylemeye devam ederken, 28 Aralık günü Uludere’nin Roboski köyünde 34 Kürt sivilin F16 uçaklarla düzenlenen hava saldırısında katledildiğine dikkat çekilen açıklamada, Türk yetkililerinin katliamı gizlemeye çalıştıklarına vurgu yapıldı. Türk basının olayı ancak 12 saat sonra vermeye başladığı, yetkililerin ise katliamdan ötürü özür dilemeye bile yanaşmadıkları ifade edildi

AB VE İTALYA’YA BARIŞÇIL ÇÖZÜM İÇİN GİRİŞİM ÇAĞRISI

Türk hükümetinin Kürt sorununun sistematik baskı ve gözaltılarla çözülemeyeceğini dikkat çekilirken, barışçıl çözüm ve istikrar için Akdeniz Ülkeler Birliği üyesi İtalya hükümeti ile Avrupa Birliğine bir rol düştüğü belirtildi. 

Türkiye’de yaşanan çatışmanın önüne geçmek, taraflar arasında kalıcı çözüm bulmak için İtalya hükümeti ile AB’ye siyasi ve diplomatik müzakerelere başlaması çağrısı yapıldı. 

Toplantıya katılan diğer konuşmacılar da, Türkiye’nin baskıcı politikalarına dikkat çekerek, İtalya hükümeti ile AB’ye Kürt sorununa barışçıl çözüm için arabulucu olmaları istendi. 

Basın toplantısında ayrıca, 21 Mart Newroz kutlamalarını izlemek üzere, İtalya’dan gözlemci bir heyetin Türkiye’ye gideceği bildirildi. 

]]>
70225@http://www.dozaciwanan.com Haberler 2012-02-03T15:29:07+00:00 Posted by tijda_kora
Dondurucu havada uzun yürüyüş 3. gününde http://www.dozaciwanan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=70224  LozanAvrupa Kürt Dernekleri Konederasyonu’nun (Kon-Kurd) çağrısı üzerine 1 Şubat günü Cenevre’de başlayan uzun yürüyüş, dondurucu soğuklar ve kar yağışına rağmen üçüncü gününde devam ediyor. Eylemciler Kürdistan’ı dörde bölen anlaşmanın imzalandığı Lozan’daki bina önünde miting yaptı

İsviçre’nin Cenevre kendi ile Fransa’nın Strasbourg kenti arasındaki yürüyüş üçüncü gününe girdi. Dün geceyi Morges'te Mors Loasis Kilisesi'nde geçiren eylemciler, içilen çaylar, edilen sohbetlerle kısmen de olsa son iki günün yorgunuluğunu üzerlerinden atararak bu sabah saat 08.00’de yeniden yola koyuldular

Fransızca "Özgürlük ve Adalet İçin Cenevre'den Strasbourg'a Yürüyüş" pankartı ardından Strasbourg’daki Birleşmiş Milletlerden (BM) Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi'ne (CPT) doğru yol alan onlarca eylemci, dondurucu havada zafer işaretleri yaparak ve sloganlar atarak ilerliyorlar

EKSİ 8 DERECEDE ONLARCA KM YOL KAT EDİLDİ

Sarı-kırmızı-yeşil renkli eşarp, atkı, şapkalar ile puşilerle kendilerini soğuktan koruyan eylemcileri mola verdikleri yerlerde sıcak çay içerek ısınmaya çalışıyorlar. Bir yandan dondurucu soğuklar, diğer yandan yoğun kar yağışı eylemcilerin kullandığı güzergahı zorlu hale getiriyor. Kimi zaman geçilen yollarda yürüyecek alan olmadığı için bazen tarla kenarlarında, çamurlara bata çıka da olsa yola devam ediliyor

Eylemciler arasında yer alan ileri yaştaki kadın ve erkekler de sağlık problemeleri de baş göstermeye başladı. Yürüyüş sırasında yolun, eksi 8 derecede kat edilen 34 kilometrelik bir bölümünde 4 eylemci sağlık merkezlerinde tedavi görmek zorunda kaldı. Eylemciler arasında farklı yaş gruplarının yanısıra, farklı inanç, kültür, meslekten katılımcılar da bir arada bulunuyor

LOZAN’DA PROTESTO

Üçüncü etabı 14 kilometre olan bugünkü yürüyüşün konaklama durağı Lozan oldu. 24 Temmuz 1923’te Kürdistan’ın resmi olarak dörde bölündüğü bu kente, dört buçuk saatlik bir yolun ardından ulaşıldı. Eylemciler kent girişinde, Lozan’daki Kürtler tarafından "Öcalan'a özgürlük" sloganlarıyla karşılandı. Merkezde yapılan yürüyüş ardından uzun eylemciler sloganlar eşliğinde Lozan Anlaşması'nın imzalandığı Place de Rumine Köşkü'nün önündeki Riponne Meydanı'na girdi. 

Sarı-kırmızı-yeşil renklerin hakim olduğu meydanda Öcalan posterleri dalgalanırken, yoğun ilginin gösterildiği mitingre İsviçreli siyasetçiler de katılarak destek mesajlarını iletti. Sosyal Demokrat Federal Parlamento Milletvekili Erick Vouruz yaptığı konuşmada, "Bu sert koşulları içinde yürümenize hayranım. Kürtler verdikleri bu mücadeleyle özgürlüklerini kazanmışlardır. Bize sadece buna saygı duymak kalıyor" dedi. 

2011 genel seçimlerinde gözlemci olarak Diyarbakır’a gittiğini söyleyen Lozan Kanton Milletvekili ve Sosyal Demokrat Parti Kanton Başkanı Nicola Roche ise, "Diyarbakır'daki Kürtlerin coşkusu ile buradaki birbirine çok benziyor. Sizin taşıdığınız inanç ile Diyarbakır'daki Kürdün inancı birbirini tamamlıyor. Burada Diyarbakır'daki coşku ve inancı gördüm. Sizleri Strasbourg'a kadar yalnız bırakmayacağız” ifadelerini kullandı. 

Diğer bir konuşmacı Sosyal Demokrat Federal Parlamento Milletvekili Jofiame Oubert, Kürtlere yönelik artan baskılara dikkat çekerek, Türkiye'nin yanısıra Avrupa ülkelerine de tepki gösterdi. Milletvekili Oubert, "Türkiye'deki Kürtlere uygulanan politikalar çok siddetli biçimde devam ederken Avrupa'da Kürtlere karşı çok sessiz biçimde bir politika izleniyor. Bunun en son örneğini de Roj TV'de gördük. Ama sizlerin burada yürüttüğü mücadele Avrupa'yı insan hakları açısından bir sınava zorlayacak" şeklinde konuştu. 

Lozan Kanton milletvekili adaylarından Kürdistanlı İhsan Kurt’un da katıldığı mitingde eylemciler de konuşma yaparak, uluslarararası topluma duyarlılık çağrısında bulundu. Eylemciler, Öcalan’ın esaretini ve Kürtlerin statüsüz bırakılmasını artık hiçbir şekilde kabul etmeyeceklerini vurguladılar. 

YARIN FEDERAL MECLİS’E YÜRÜYECEKLER

Miting ardından yola çıkan eylemciler araçlarla İsviçre'nin başkenti Bern'e doğru yola çıktı. Eylemciler burada İsviçre Kürt Kültür Dernekleri Federasyonu (FEKAR) tarafından eylemciler ile dayanışma amacıyla yapılan panele katıldı. Geceyi Bern'de geçirecek olan eylemciler yarın İsviçre Federal Parlamento binasına yürüyecekler. Parlamento önünde yapılacak eylem ardından Legnau'ya doğru yürüyüş devam edecek. 

Birleşmiş Milletler temsilciliğinin bulunduğu İsviçre’nin Cenevre’de start alan yürüyüş, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT)’nin bulunduğu Fransa’nın Strasbourg kentinde 18 Şubat günü uluslararası komployu protesto amacıyla yapılacak büyük gösteri ile sona erecek. 

]]>
70224@http://www.dozaciwanan.com Haberler 2012-02-03T15:27:52+00:00 Posted by tijda_kora
Almanya'da Kürt avukatın bürosuna 'ırkçı' saldırı http://www.dozaciwanan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=70223  DuisburgAlmanya’da avukatlık yapan Mukail Karadaş isimli Kürt kökenli avukat, Duisburg’daki bürosuna yönelik taşlı saldırı gerçekleştiğini bildirdi

Avukat Mukail Karadaş, Duisburg’daki (Marxloh) avukatlık bürosunun camlarının bugün saat 01.30 sıralarında Türk gençleri tarafından kırıldığını söyledi

Polisin şu ana kadar saldırganları bulamadığını ifade eden avukat, “Ama kamera kayıtlarını inceleyeceklerini söylediler” dedi

Saldırının Türk faşistleri tarafından yapıldığı düşüncesinde olan avukat, Almanya’daki Kürt gençlerini mahkemelerde başarıyla savunan bir avukat olduğunu söylüyor

]]>
70223@http://www.dozaciwanan.com Haberler 2012-02-03T15:26:35+00:00 Posted by tijda_kora
Kongra-Gel: Romanya'daki şirketlerle hiçbir ilgimiz yok http://www.dozaciwanan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=70222  BrükselKongra-Gel ABD Hazine Bakanlığı’nın “uyuşturucu trafiği” gerekçesiyle yaptırım uyguladığı üç şirketle hiçbir ilgilerinin olmadığını, kara listede adı geçen kişileri tanımadıklarını açıkladı. Bu olayın PKK’ye mal edilmesini kınayan Kongra-Gel, ABD ve Türk devletinin ittifak halinde PKK’yi kriminalize etme çabası olduğunu söyledi

ANF’ye açıklamada bulunan Kongra-Gel Başkanı Remzi Kartal, ABD Hazine Bakanlığı’nın uyuşturucu ticareti yaptığı gerekçesiyle yaptırım uyguladığı Romanya’daki Geleri Import Export, Gelro Impex ve Mega Group ile hiçbir ilgilerinin olmadığını belirtti

Hazine Bakanlığı bu şirketlerin Zeyneddin Geleri ile bağlantılı olduğunu belirtirken, Geleri’yi de “PKK’nin üst düzey üyesi” olarak tanıtmıştı. Kara listeye Molova ve Romanya’dan Ömer Boztepe ve Çerkez Akbulut isimli iki kişi daha eklenmişti

Kartal, “Bunlar özgürlük hareketi tarafından tanınmıyor” diyerek, sözkonusu kişilerin PKK ile hiçbir ilişkileri olmadığını kaydetti

Olayın PKK’ye mal edilmesini kınayan Kartal, “ABD ve Türk devleti ortaklığında PKK’yi kriminalize etme amacıyla yürütülen politikaların bir parçasıdır” diye tepki gösterdi

Kartal, “Biz bu insanları tanımıyoruz, kimdir ne yapıyorlar bilmiyoruz” diye vurgulayarak, “Bu şekilde yakalananları PKK’ye mal ediyorlar. ABD-Türkiye ortaklığında yürütülen bu kriminalizasyon politikalarını protesto ediyoruz” diye konuştu. Kartal, PKK’yi uyuşturucu ticareti yapmakla suçlamanın “siyasi ve ahlaki açıdan kalleşlik” olduğunu belirterek, bu politikalardan vazgeçmeye çağırdı

]]>
70222@http://www.dozaciwanan.com Haberler 2012-02-03T15:22:59+00:00 Posted by tijda_kora
‘PKK'nin katılmadığı bir konferans, ulusal olmaz’ http://www.dozaciwanan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=70221  HewlerDTK ve BDP heyetinin, Federal Kürdistan Bölgesi'nde "Kürdistan Ulusal Konferansı" için yaptığı görüşmeler devam ediyor. Görüşmelerde, Kürt siyasi parti temsilcileri, Kürdistan Ulusal Konferansı'nın baharda yapılmasını isteyerek, YNDK Sekreteri PKK'nin katılmadığı bir konferansın ulusal olmayacağına dikkat çekti.

Federal Kürdistan Bölgesi'nde "Kürdistan Ulusal Konferansı" görüşmelerini sürdüren Van Milletvekili ve DTK Koordinasyon Kurulu üyesi Özdal Üçer, Kars Milletvekili ve DTK Koordinasyon Kurulu üyesi Mulkiye Birtane ve Adana Milletvekili Murat Bozlak, dün KDP Sözcüsü Fazıl Miranî ile yaptığı görüşmenin ardından gece saatlerinde de Şeroton Otel'de siyasi parti temsilcilerini kabul etti

Heyet, ilk önce Suriye'nin en güçlü Kürt partisi Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) Federal Kürdistan Bölge Temsilcisi Dr. Hüseyin Koçer ile görüştü. Görüşmeler sırasında konuşan Bozlak, Suriye'deki Kürtlerin geliştireceği ulusal birliğin Kürtler açısından büyük öneme sahip olduğunu belirtti. Birliğin Kürtler açısından hayati öneme sahip olduğuna dikkat çeken Bozlak, her alanda özelliklede Suriye'de gelişecek olan ulusal bir tutumun konferans açısından da olumlu olacağını dile getirdi.

Ulusal konferansın da bu açıdan önemli olduğunu ve Kürtlerin parçalandıkları her alanda haklarını güvence altına almasının bir kanalı olacağını ifade eden Bozlak, kongrenin bir an önce yapılması gerektiğini söyledi

PYD: KONFERANSA HAZIRIZ

PYD Temsilcisi Dr. Hüseyin Koçer ise, Kürtlerin çok kritik bir dönemden geçtiğini vurgulayarak, böylesi bir süreçte Federal Kürdistan Bölgesi Hükümeti'nin Suriye Kürtlerine ilişkin uyguladığı politikanın Kürtlerin çıkarına olmadığını vurguladı. Koçer, izlenen politikanın Kürt halkının ulusal çıkarlarına hizmet etmediğini belirterek, bu politikanın Suriye'de bulunan Kürt partilerini birbirine yaklaştırmaktan ziyade uzaklaştırdığını ifade etti. Böylesi bir dönemde Kürdistan Ulusal Konferansı'na her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Koçer, "Her zamankinden çok daha fazla ulusal konferansa ihtiyacımız var. Biz Suriye Kürtleri olarak bu konferansa hazırız ve gerçekleşmesi için ne gerekiyorsa yapacağız. Tarih karşısındaki sorumluluğumuzu yerine getireceğiz" dedi.

PYD ile yapılan görüşmenin ardından görüşmelere Kürdistan Komünist Partisi ile devam edildi. Görüşmede heyet adına konuşan Birtane, "Umut ediyoruz ki konferans bir an önce gerçekleşsin. Bu görüşmelerin de konferans için önemli bir adım olmasını istiyoruz. Bu sefer kesinlikle konferansı ertelemeye yer bırakmaksızın, bu bahar tüm tarafların katılımı ile gerçekleşmesi için çaba harcayacağız. Burada bulunan tüm partilerin bu konuda hazır olduğunu görüyoruz. Federal Kürdistan Bölgesi yetkililerinin de bu konuda irade ortaya koyması ve pratik çaba içersine girerek konferans için çalışması gerekiyor" dedi. Birtane, konferansın Kürtler açısından hayati olduğunu dile getirerek, konferansın gerçekleşmesi durumunda bütün Kürtlerin haklarını güvence altına alacağını ifade etti

‘KÜRTLERİN HAKLARI GÜVENCEYE ALINSIN’

Kürdistan Komünist Partisi Merkez Üyesi Muhammed Şehani ise, "Biz her zaman konferansın bir an önce gerçekleşmesini istiyoruz. Konferansın gerçekleşmesi için de tüm parçalardaki Kürtlerin ortak tutuma sahip olması gerekiyor. Bu konferansa tüm tarafların katılması ve dışında hiçbir Kürt örgütünün kalmaması gerekiyor. Konferansın tüm dünyaya ortak bir mesaj vererek, Kürtlerin varlığını güvence altına alması ve uluslararası kamuoyunda Kürtlerin haklarını savunması gerekiyor. Kürtlerin haklarının korunması için de konferansın bir an önce gerçekleşmesi gerekiyor" diye konuştu.

DTK ve BDP heyeti, daha sonra Kürdistan Emekçiler Partisi Sekreteri Bilen Abdullah'ı kabul etti. Abdullah, konferans çalışmasının uzun süreden beri yürütüldüğünü hatırlatarak, "Talebimiz kısa bir süre içinde konferansın gerçekleştirilmesi ve içinden geçtiğimiz bu süreçte ortaya çıkan tarihsel fırsatları ulusal çıkarlarımız için değerlendirmemiz gerekiyor" şeklinde konuştu.

GÜNEY PARTİLERİ TUTUM BELİRLESİN

Kürdistan Demokratik Ulus Birliği Partisi (YNDK) ile yapılan görüşmelerde konuşan Van Milletvekili Özdel Üçer, "Şu ana kadar yaptığımız görüşmeler çok olumlu geçiyor ve ortak talep bir an önce konferansın gerçekleştirilmesi. Biz de DTK ve BDP olarak konferansın bu bahar gerçekleşmesi için çaba harcıyoruz. Federal Kürdistan'da bulunan bütün partiler ile görüşmeye çalışacağız. Planlama dahilinde görüşmelerimizi sürdüreceğiz. Bu bahar konferansın toplanması için gayret sarf edeceğiz" dedi. Türkiye'de Kürtler ve temsilcilerine yönelik baskılara ilişkin de konuşan Üçer, AKP hükümetinin baskı politikasının her geçen gün daha da artığını belirterek, "AKP'nin baskılarına karşı Güney Kürdistanlı tüm partilerimizin tutum belirlemesini istiyoruz" diye konuştu.

PKK'NİN KATILMADIĞI BİR KONFERANS, ULUSAL OLMAZ

Görüşmede konuşan YNDK Sekreteri Gaffur Maxmuri ise, içinden geçilen bu süreçte Kürtlerin tamamının birlik olması gerektiğini söyledi. Maxmuri, "Kürdistan'da mücadele yürüten tüm hareketlerimizin bu konferansa katılması ve dışında bırakılmaması lazım. Eğer herhangi bir örgütümüz ya da PKK bu konferansın dışında tutulursa bu konferans ulusal olmaz. Bizim bütün hareketlerimizin konferansa katılması için çaba harcamamız lazım" şeklinde konuştu.

DTK ve BDP heyeti, bugün de siyasi parti temsilcileriyle görüşmelerine devam edecek. 

]]>
70221@http://www.dozaciwanan.com Haberler 2012-02-03T15:20:44+00:00 Posted by tijda_kora
Kürtçe ‘dost’ bile yasak! http://www.dozaciwanan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=70220  BitlisCumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ‘Norşin’inde Kaymakam, çocuk parkının Kürtçe ismine kafayı taktı. Kaymakam, Norşin (Güroymak) Belediyesi’nin inşa ettiği ve halkın da talepleri doğrultusunda Türkçe “dost, arkadaş” anlamına gelen “Hogir” isminin belli bir ideolojik yapıyı anımsattığı gerekçesiyle ismin kaldırılmasını ve tabelanın indirilmesini istedi.

Norşên (Güroymak) Belediyesi, Haydar Mahallesi’nde inşasını tamamladığı ve BDP Başkanı Selahattin Demirtaş’ın katılımıyla 8 Temmuz 2010’da açılışını yaptığı çocuk parkına meclis üyelerinin oy çokluğuyla “Hogir” ismini vermişti

“HOGİR’İ UYGUN GÖRMEDİK, KALDIRIN”

Ancak aradan bir ay geçmeden, Norşên Kaymakamı Nurettin Dayan, ismin parktan kaldırılmasına ve tabelasının sökülmesine karar verdi. Belediyeye tebliğ edilen kararda 5393 tarihli Belediye Kanunu’nun “Ad verme, tanıtıcı ve flama kullanımı” başlıklı 81’inci maddesine atıfta bulunularak, “Belediye Meclisinin 08/07/2010 tarih ve 39 karar numarası ile ve 5 meclis üyesinin red oyuna karşılık 7 meclis üyesinin kabul oyuyla karara bağlanan, Haydar Mahallesi’ne yapılan çocuk parkına Hogir isminin verilmesi kaymakamlığımızca uygun görülmemiştir” denildi.

Kaymakam kararında, Norşên Belediyesince cadde, sokak, meydan, park, tesis ve benzerlerine ad verilirken, belli bir siyasi görüşün temsilcilerinin isimleri yerine toplumun geneline mal olmuş, herkesin üzerinde uzlaştığı isimlerin verilmesi gerektiği ifade edildi.

Belediye Meclisi’nin oy çoklu ile Türkçe karşılığı “arkadaş ve dost” anlamına gelen, Norşên halkı arasında da sık kullanılan bir kavram olan Heval u Hogir adının verilmesi kararlaştırılmıştı. Oy çokluğuyla alınan kararda, “Heval u Hogir” ifadesinin Kürtçe şarkılarda ve halayların yanı sıra halk arasında her gün defalarca telaffuz edilen ifade olması nedeniyle “Heval u Hogir” ya da “Hogir” isminin kentte yaşatılması amaçlanmıştı. Parka “hogir” isminin verilmesinde Norşên halkı ve mahalle sakinlerinin yoğun taleplerinin de etkili olduğu öğrenildi.

]]>
70220@http://www.dozaciwanan.com Haberler 2012-02-03T15:13:42+00:00 Posted by tijda_kora
Washington Post: ‘İsrail İran’ı baharda vuracak’ http://www.dozaciwanan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=70219  WASHİNGTONİsrail'in İran'ın atom bombası yapmasını engellemek için önümüzdeki bahar aylarında bu ülkeye saldıracağı iddia edildi

Washington Post gazetesi yazarı David Ignatius imzalı "İsrail İran'a saldırı hazırlığında mı?" başlıklı makalede, ABD Savunma Bakanı Leon Panetta'nın, İsrail’in önümüzdeki birkaç ay içinde İran’a saldırı yapacağı olasılığından büyük endişe duyduğu ifade edildi

Ignatius'a göre, ABD Savunma Bakanı Panetta, İsrail'in önümüzdeki nisan, mayıs ya da en geç haziran ayında İran'a askeri saldırı düzenleyerek, Tahran'ın nükleer bomba üretme ile ‘dokunulmazlık bölgesine’ girmesinin önüne geçeceğine inanıyor

Ignatius, İsrail’in, İran'ın nükleer bomba yapmak için gerekli olan uranyum zenginleştirmesini gerçekleştirdiği ve yer altında inşa ettiği nükleer tesisinde atom bombası üretme çalışmalarına başladığına inandığını belirti

Bunun sonucu olarak İsrail’in son zamanlarda diplomatik girişimlerini arttırdığı kaydedilen makalede, ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İran'a tek başına askeri bir saldırıda bulunmak istemediği, bu nedenle ABD'yi yanına çekmek için yoğun çaba harcadığı vurgulandı.

İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak'ın İran'a askeri müdahale olasılığı nedeniyle İsrail ve ABD'nin mayıs ayında planladığı füze tatbikatını ertelediği ve bu nedenle ABD'den özür dilediğine dikkat çekildi

ABD’nin olası İsrail saldırısı karşısında nasıl bir tutum alacağı konusunda henüz bir karar vermediği belirtilen makalede, ancak Obama yönetiminin çatışmanın dışında kalma, İran’ın ABD çıkarlarına saldırması durumunda ise sert karşılık vermeden yana olduğu ifade edildi

Bir İsrailli yetkilinin ABD’de “Siz kenarda kalın, bırakın biz yapalım” tavsiyesinde bulunduğu belirtilen makalede, “Kısa savaş senaryosunda, BM ateşkesi ile takip edilecek olan 5 günlük sınırlı İsrail hava saldırısı varsayılıyor. İsraillilerin nükleer programa zararın sınırlı olabileceğini kabul ederek, birkaç yıl içinde ikinci bir saldırıya gereksinim duyulacağını söyledikleri belirtiliyor” dendi

'İSRAİL'E KARŞI HER GRUP VE ÜLKEYİ DESTEKLERİZ

Bu arada, İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney bugün yaptığı bir açıklamada, “İsrail'le çatışan ve savaşan" her türlü grup ve ülkeyi desteklemeye hazır olduklarını söyledi. Hamaney, uluslararası tüm baskılara rağmen İran'ın nükleer programından taviz vermeyeceğini de dile getirdi.

]]>
70219@http://www.dozaciwanan.com Haberler 2012-02-03T15:10:08+00:00 Posted by tijda_kora
Jirinovski: Türkiye Suriye Kürtlerine saldırmayı planlıyor http://www.dozaciwanan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=70218  MoskovaSuriye’de Başar El Esad rejimine yönelik olası bir askeri müdahaleye karşı çıkan Rusya Liberal Demokrat Partisi Başkanı Vilademir Jirnovski, askeri müdahale halinde Türkiye’nin Kürtleri hedef alacağını, ardından da Güney Kürdistan’ı bu planlarına katacağını iddia etti

Kendisini merkezci ve reformcu olarak tanıtan, Batılı medyanın da “milliyetçi” olarak tanımladığı Liberal Demokrat Partisi Başkanı Vilademir Jirnovski, Rusya yönetiminden Suriye’ye daha fazla destek istedi.

Rosbalt sitesine göre Jirinovski, Suriye’ye yönelik ambargoya karşı olduğunu ifade ederken, “Suriye egemen bir ülkedir. Rusya’nın hiçbir yabancı askeri bu ülkenin sınırlarına girmesine girmemesi için destek olması gerekiyor” dedi

Jirinovski, Rusya ve Çin’in vetosuna rağmen Batılı güçlerin manevra yaparak saldırabileceğine dikkat çekerek, bu durumda “kendisini sözde demokrasi koruyucusu olarak gören” Türkiye’nin geri durmayarak devreye gireceğini söyledi

Jirinovski, “Her şeyden önce, uzun zamandan beridir amaç edindiği çıkarları doğrultusunda Suriye’nin kuzeyindeki Kürtlere saldıracak ve Irak’ın kuzeyini de bu plana dahil edecek. Türkiye’nin esas amacı budur” dedi.

YAZIN İRAN’A KARŞI DA SAVAŞ BAŞLAYACAK

Geçen yıl seçimlerde yüzde 11’in üzerinde oy alan Liberal Demokrat Partisi’nin Başkanı, “Unutmamamız gerekir ki, yazın İran’a karşı da bir savaş başlayacak” diye ekledi 

Jirinovski, Ağustos 2011’de de yaptığı bir açıklamada Türkiye’nin Suriye’ye olan büyük ilgisi ve bu ülkede yaşanan kargaşa ve olaylardaki aktif rolüne dikkat çekerek, Türkiye’yi üçünü dünya savaşını provoke etmekle suçlamıştı

]]>
70218@http://www.dozaciwanan.com Haberler 2012-02-03T15:04:49+00:00 Posted by tijda_kora
Diyarbakır'da öğretmen cinneti, 4 ölü http://www.dozaciwanan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=70217  AmedDiyarbakır'ın Yenişehir ilçesi Seyrantepe Semti'nde cinnet geçiren bir öğretmen eşi ve üç çocuğunu bıçaklayarak öldürdükten sonra intihara kalkıştı

Alınan bilgilere göre, Seyrantepe Toplu Konut 1. Etap'ta kalan Nihat Sert adlı öğretmen, cinnet geçirerek eşi Songül Sert ile ikisi ikiz olmak üzere üç çocuğunu bıçaklayarak öldürdü. İntihara kalkışan öğretmen yaralı halde Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılırken, olayla ilgili soruşturma sürüyor.

]]>
70217@http://www.dozaciwanan.com Haberler 2012-02-03T15:02:05+00:00 Posted by tijda_kora
http://www.dozaciwanan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=70216 (ROJACİWANHABER) AKP’nin Kürt gençliğine yönelik gerçekleştirdiği saldırıların temelinde amaçlanan nedir, Kürt gençliğinin bu saldırılara karşı tavrı ne olmalıdır? Tüm bu soruların Cevabını Kolamen Ciwan kordinasyon üyesi Hivda Ruken’e sorduk. Komalen Ciwan Kordinasyon üyesi Hivda Ruken ile yaptığımız röportajı sizler ile paylaşıyoruz.


AKP faşizmi toplumsal tüm dinamikleri denetime almada büyük bir baskı ve sindirme politikası izliyor. Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu bu mevcut durumu nasıl görüyorsunuz?

HİVDA RUKEN: Sanırım Türkiye açısından birçok şeyden bahsedilebilinir. Siyasal, sosyal, ekonomik bunalımlarından vb. ancak bugün artık bütün bunları da kapsayan ve durumu daha vahim boyutlara taşıyan bir sorunla karşı karşıya Türkiye. O da her gün gittikçe daha fazla büyüyen faşizmdir.  Esasında kuruluşunun kurgulanışından bu güne faşist bir zihniyetle yoğrulan bu cumhuriyet her dönem uyguladığı faşist politikalarla gündemde hep olmuştur. Bir darbeler geleneğiyle yönetilen bu devletin esas tarihi işkenceler, soykırımlar, komplolar, sürgünlerbaskılar, zindanlar ve asimilasyonlar tarihidir. Bu listeyi ne yazık ki daha da uzatabiliriz. Ermeni soykırımı, Kürt katliamları ve asimilasyon politikaları –ki bu gün dersim katliamı artık herkesçe kabul edilmekte- alevi katliamları ve asimilasyonları, sol, demokrat güçlere ve aydınlara karşı geliştirilen baskı, zulüm, esaret, Kürt devrimcilerine ve direnen halkına dönük insanlık dışı her türlü işkence, esaret, sürgün, katliam… Ve daha nicesi. İnsanlar sadece farklı kimlikten, mezhepten oldukları için bu tür uygulamalarla karşı karşıya gelmektedirler. Farklı düşündükleri için ya da kadın oldukları için, genç oldukları için, ya da hakkını arayan bir işçi, isteyen bir işsiz olduğu için zulme uğrayan insanlar… Yani Türkiye’nin özellikle 88 yıllık cumhuriyet tarihi tamamen bir katliamlar, bir utanç tarihidir diyebiliriz. Türkiye Cumhuriyeti 88 yıla bunca insanlık dışı uygulamayı sığdırabilen sayılı ülkeler arasındadır. AKP ile bu tarih daha tehlikeli yeni bir boyut kazanmıştır.

Beyaz faşizm, yeşil faşizme dönüşmüştür. Bu da esasında ABD’nin Ortadoğu’yu yeniden dizayn etme projesinin bir parçası olarak gelişmekte. Ancak özünde olay aynıdır. Oda özgür kürdün içinde olmadığı bir Ortadoğu’dur. Yani inkâr ve imha çizgisinde ısrar… Ancak Kürt halkı bu süreçte Önderliğimizin öncülüğünde yürüttüğü özgürlük mücadelesiyle bu çizgiyi oldukça geriletti. Varlığını koruma mücadelesini kazandığı gibi buna bağlı olarak birçok kazanımın sahibi oldu. Kürt inkârını sonlandırdı. Ancak Kürt sorununun çözümünde, sonunu gören hegemonik sistem ve onun bölgedeki jandarması TC hala imha politikalarını devrede tutarak özgürlük mücadelesi ya bir bütün yok etmek ya da bunu yapamıyorsa da küçültmeyi temel hedef olarak görmekte. Bu nedenle AKP en başta Önderliğimizi hedef almıştır. 5 aydan fazladır Önderliğimizle görüşme olmamakta. Önderliğimizin sağlığı ve güvenliği ciddi bir tehdit altındadır. AKP’nin Önderliğimize dönük geliştirdiği bu saldırıyla başlayan süreç tamamen bir Kürt imhasını amaçlamaktadırAKP bir yandan başta Kürtler olmak üzere tüm muhalifleri etkisiz kılmaya çalışmakta, onları tutuklayarak toplumsal muhalefetin önünü kesmek istemekte, diğer yandan ise çok açıktan insanları katletmektedir. Ve yaptığı her şeyi savunmaktan da geri durmamaktadır. Normal ülkelerde en azından basın ya da yargı böylesi süreçlerde engelleyici rol oynamaya çalışırken Türkiye de buna da rastlanmamakta. Tam tersine AKP’nin satın aldığı ya da kendi kadrolarıyla doldurduğu basın ve yargı, kraldan daha kralcı kesilerek bu sürece en üst düzeyde ortak olmanın çabası içinde. Bütün bunlar Türkiye’yi özetlemekte aslında. Yani bir ülke açısından durum her halde ancak bu kadar korkunç, vahim ve utanılası olabilir. Ki Türkiye şu anda böylesi bir durumu yaşamaktadırTürkiye’de mevcut durumda başka bir program, plan yok. Her şey bu saldırı konsepti üzerinden programlanmış ve uygulamaya çalışılmakta.

Peki bu saldırı konseptinde gençliğe dönük politikalar nelerdir? Her gün onlarca genç tutuklanmakta ya da katledilmekte bununla amaçlanan nedir biraz açabilir misiniz?

HİVDA RUKEN:AKP uzun bir süredir sistematik olarak özelde Kürtlere genelde ise tüm topluma karşı bir saldırı konseptini başlatmış durumda. Özellikle son bir yıldır diyebiliriz ki AKP saldırılarını zirveye taşıdı. Gittikçe pervasızlaşan, sağı solu belli olmayan bir saldırı konsepti içinde. Bu saldırılarının merkezinde ise gençler bulunmakta. Sizde belirttiniz. Gençler ya katledilmekte ya zindanlara doldurulmakta. Şerzan Kurt, Aydın Erdem, Mahsum Karaoğlan, Murat Elibol ve en son Roboski’de katledilen 35 insan bunlardan sadece bazıları. AKP katledemediği gençleri ise zindanlara doldurmakta… Sırf düşüncelerinden ya da Kürt olmaktan kaynaklı zindanlarda tutulan gençlerin sayısı bu gün binlerle ifade ediliyor. Puşi takmanın bile suç görüldüğü bir ülke burası. AKP çok bilinçli bir şekilde Kürt gençlerini hedeflemekte, çünkü kendine karşı en büyük tehdit olarak gençliği görmekte, Çünkü şimdiye kadar Türk devletini en fazla zorlayan Kürt gençliği olmuştur. Geçmiş mücadele tarihimiz zaten bunu ifade ederken, yakın tarih açısından gençliğin yaptığı çıkışlar devlet açısından sürekli zorlayıcı olmuş ve sömürgecilere geri adım attırmıştır. Çünkü gençliğin refleksleri güçlüdür ve radikaldir. Gençlik ateş gibidir. Bir defa yandısöndürmesi zordur. Eğer bir özgürlük mücadelesinde gençler yoksa o mücadeleye öncülük etmiyorsa, o mücadelenin en temel ayağı eksik demektir. AKP’de biliyor ki özgürlük mücadeleleri gençlerin omuzlarında yükselmekte. Bu nedenle de Kürt halkını kendi özgürlük dinamiklerinden yoksun bırakarak mücadelesini sonuçsuz kılmak için özel bir saldırı konseptiyle gençlere yönelmekte. Bunu çok çeşitli şekillerde yapmaktadır. İdeolojik, kültürel ve sosyal saldırılarından istediği sonuçları yeterince alamayan AKP bu sefer de gençleri zindanlara doldurarak ya da infaz ederek, katlederek bunu yapmak istemekte. Bununla hem toplumu hem de gençleri sindirmeyi planlamakta. Yani bir halkın özgürlük mücadelesini öncüsüz bırakma peşinde. Bu gün belki de en fazla buna yatırım yapmış durumda. Her gün yeni haberler duyuyoruz. Uyduruk gerekçelerle yapılan tutuklamalar daha doğrusu rehin almalar. Ya da infazlar. Ya da en son gerçekleştirilen toplu katliam gibi, (Roboski katliamı) her gün AKP’nin Kürt gençliğine karşı saldırılarına tanık oluyoruz.

Roboski katliamında katledilenlerin hemen hemen çoğu genç hatta çocuktular. Bu katliamda bu konseptin bir parçası diyorsunuz. Bu katliama gençler nasıl yaklaşmalı? Nasıl ele almalıdır?

HİVDA RUKEN:Roboski katliamının mesajını Kürt gençliğinin doğru okuduğuna inanıyorum. Bu katliam tüm açıklığıyla göstermiştir ki AKP Kürtleri defterden silmiştir. Zaten kısa bir süre önce hepimiz Fettullah Gülen’in Kürtler için verdiği ölüm fetvasını izledik. Yani Kürt sorunuyla baş edemeyen AKP çözümü sindirmede, katliamda görüyor. Ve bunu Kürt gençlerine dönük katliamlarıyla artık açıktan yapmaya kararlıdır. Bu katliam başka bir ülkede olsaydı şimdi durum çok daha farklı olacaktı. Ama Türküye nasıl bir ülke? Basını başta olmak üzere her şeyi satın alınmış bir ülke. İnsanları apolitik, kuru devlet söylemleriyle uyutulan bir ülke. Ölümlere alıştırılan, insan katliamlarını meşru gören bir ülke... Hele söz konusu Kürt ise “başına gelenleri hakkettiği” düşünülen bir ülke. Türkiye’de İşte böyle faşizan bir zihniyet hakim. Ve biz bu zihniyeti değiştirmediğimiz 70216@http://www.dozaciwanan.com Haberler 2012-02-03T08:44:50+00:00 Posted by ulas_aras Hivda Ruken: Kürdistan gençliği özgürlük için yaşayacak, Önderlik için savaşacak http://www.dozaciwanan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=70215  

BEHDİNAN(ROJACİWANHABER) AKP’nin Kürt gençliğine yönelik gerçekleştirdiği saldırıların temelinde amaçlanan nedir, Kürt gençliğinin bu saldırılara karşı tavrı ne olmalıdır? Tüm bu soruların Cevabını Kolamen Ciwan kordinasyon üyesi Hivda Ruken’e sorduk. Komalen Ciwan Kordinasyon üyesi Hivda Ruken ile yaptığımız röportajı sizler ile paylaşıyoruz.

 

AKP faşizmi toplumsal tüm dinamikleri denetime almada büyük bir baskı ve sindirme politikası izliyor. Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu bu mevcut durumu nasıl görüyorsunuz?

HİVDA RUKEN: Sanırım Türkiye açısından birçok şeyden bahsedilebilinir. Siyasal, sosyal, ekonomik bunalımlarından vb. ancak bugün artık bütün bunları da kapsayan ve durumu daha vahim boyutlara taşıyan bir sorunla karşı karşıya Türkiye. O da her gün gittikçe daha fazla büyüyen faşizmdir.  Esasında kuruluşunun kurgulanışından bu güne faşist bir zihniyetle yoğrulan bu cumhuriyet her dönem uyguladığı faşist politikalarla gündemde hep olmuştur. Bir darbeler geleneğiyle yönetilen bu devletin esas tarihi işkenceler, soykırımlar, komplolar, sürgünlerbaskılar, zindanlar ve asimilasyonlar tarihidir. Bu listeyi ne yazık ki daha da uzatabiliriz. Ermeni soykırımı, Kürt katliamları ve asimilasyon politikaları –ki bu gün dersim katliamı artık herkesçe kabul edilmekte- alevi katliamları ve asimilasyonları, sol, demokrat güçlere ve aydınlara karşı geliştirilen baskı, zulüm, esaret, Kürt devrimcilerine ve direnen halkına dönük insanlık dışı her türlü işkence, esaret, sürgün, katliam… Ve daha nicesi. İnsanlar sadece farklı kimlikten, mezhepten oldukları için bu tür uygulamalarla karşı karşıya gelmektedirler. Farklı düşündükleri için ya da kadın oldukları için, genç oldukları için, ya da hakkını arayan bir işçi, isteyen bir işsiz olduğu için zulme uğrayan insanlar… Yani Türkiye’nin özellikle 88 yıllık cumhuriyet tarihi tamamen bir katliamlar, bir utanç tarihidir diyebiliriz. Türkiye Cumhuriyeti 88 yıla bunca insanlık dışı uygulamayı sığdırabilen sayılı ülkeler arasındadır. AKP ile bu tarih daha tehlikeli yeni bir boyut kazanmıştır.

Beyaz faşizm, yeşil faşizme dönüşmüştür. Bu da esasında ABD’nin Ortadoğu’yu yeniden dizayn etme projesinin bir parçası olarak gelişmekte. Ancak özünde olay aynıdır. Oda özgür kürdün içinde olmadığı bir Ortadoğu’dur. Yani inkâr ve imha çizgisinde ısrar… Ancak Kürt halkı bu süreçte Önderliğimizin öncülüğünde yürüttüğü özgürlük mücadelesiyle bu çizgiyi oldukça geriletti. Varlığını koruma mücadelesini kazandığı gibi buna bağlı olarak birçok kazanımın sahibi oldu. Kürt inkârını sonlandırdı. Ancak Kürt sorununun çözümünde, sonunu gören hegemonik sistem ve onun bölgedeki jandarması TC hala imha politikalarını devrede tutarak özgürlük mücadelesi ya bir bütün yok etmek ya da bunu yapamıyorsa da küçültmeyi temel hedef olarak görmekte. Bu nedenle AKP en başta Önderliğimizi hedef almıştır. 5 aydan fazladır Önderliğimizle görüşme olmamakta. Önderliğimizin sağlığı ve güvenliği ciddi bir tehdit altındadır. AKP’nin Önderliğimize dönük geliştirdiği bu saldırıyla başlayan süreç tamamen bir Kürt imhasını amaçlamaktadırAKP bir yandan başta Kürtler olmak üzere tüm muhalifleri etkisiz kılmaya çalışmakta, onları tutuklayarak toplumsal muhalefetin önünü kesmek istemekte, diğer yandan ise çok açıktan insanları katletmektedir. Ve yaptığı her şeyi savunmaktan da geri durmamaktadır. Normal ülkelerde en azından basın ya da yargı böylesi süreçlerde engelleyici rol oynamaya çalışırken Türkiye de buna da rastlanmamakta. Tam tersine AKP’nin satın aldığı ya da kendi kadrolarıyla doldurduğu basın ve yargı, kraldan daha kralcı kesilerek bu sürece en üst düzeyde ortak olmanın çabası içinde. Bütün bunlar Türkiye’yi özetlemekte aslında. Yani bir ülke açısından durum her halde ancak bu kadar korkunç, vahim ve utanılası olabilir. Ki Türkiye şu anda böylesi bir durumu yaşamaktadırTürkiye’de mevcut durumda başka bir program, plan yok. Her şey bu saldırı konsepti üzerinden programlanmış ve uygulamaya çalışılmakta.

 

Peki bu saldırı konseptinde gençliğe dönük politikalar nelerdir? Her gün onlarca genç tutuklanmakta ya da katledilmekte bununla amaçlanan nedir biraz açabilir misiniz?

HİVDA RUKEN:AKP uzun bir süredir sistematik olarak özelde Kürtlere genelde ise tüm topluma karşı bir saldırı konseptini başlatmış durumda. Özellikle son bir yıldır diyebiliriz ki AKP saldırılarını zirveye taşıdı. Gittikçe pervasızlaşan, sağı solu belli olmayan bir saldırı konsepti içinde. Bu saldırılarının merkezinde ise gençler bulunmakta. Sizde belirttiniz. Gençler ya katledilmekte ya zindanlara doldurulmakta. Şerzan Kurt, Aydın Erdem, Mahsum Karaoğlan, Murat Elibol ve en son Roboski’de katledilen 35 insan bunlardan sadece bazıları. AKP katledemediği gençleri ise zindanlara doldurmakta… Sırf düşüncelerinden ya da Kürt olmaktan kaynaklı zindanlarda tutulan gençlerin sayısı bu gün binlerle ifade ediliyor. Puşi takmanın bile suç görüldüğü bir ülke burası. AKP çok bilinçli bir şekilde Kürt gençlerini hedeflemekte, çünkü kendine karşı en büyük tehdit olarak gençliği görmekte, Çünkü şimdiye kadar Türk devletini en fazla zorlayan Kürt gençliği olmuştur. Geçmiş mücadele tarihimiz zaten bunu ifade ederken, yakın tarih açısından gençliğin yaptığı çıkışlar devlet açısından sürekli zorlayıcı olmuş ve sömürgecilere geri adım attırmıştır. Çünkü gençliğin refleksleri güçlüdür ve radikaldir. Gençlik ateş gibidir. Bir defa yandısöndürmesi zordur. Eğer bir özgürlük mücadelesinde gençler yoksa o mücadeleye öncülük etmiyorsa, o mücadelenin en temel ayağı eksik demektir. AKP’de biliyor ki özgürlük mücadeleleri gençlerin omuzlarında yükselmekte. Bu nedenle de Kürt halkını kendi özgürlük dinamiklerinden yoksun bırakarak mücadelesini sonuçsuz kılmak için özel bir saldırı konseptiyle gençlere yönelmekte. Bunu çok çeşitli şekillerde yapmaktadır. İdeolojik, kültürel ve sosyal saldırılarından istediği sonuçları yeterince alamayan AKP bu sefer de gençleri zindanlara doldurarak ya da infaz ederek, katlederek bunu yapmak istemekte. Bununla hem toplumu hem de gençleri sindirmeyi planlamakta. Yani bir halkın özgürlük mücadelesini öncüsüz bırakma peşinde. Bu gün belki de en fazla buna yatırım yapmış durumda. Her gün yeni haberler duyuyoruz. Uyduruk gerekçelerle yapılan tutuklamalar daha doğrusu rehin almalar. Ya da infazlar. Ya da en son gerçekleştirilen toplu katliam gibi, (Roboski katliamı) her gün AKP’nin Kürt gençliğine karşı saldırılarına tanık oluyoruz.

 

Roboski katliamında katledilenlerin hemen hemen çoğu genç hatta çocuktular. Bu katliamda bu konseptin bir parçası diyorsunuz. Bu katliama gençler nasıl yaklaşmalı? Nasıl ele almalıdır?

HİVDA RUKEN:Roboski katliamının mesajını Kürt gençliğinin doğru okuduğuna inanıyorum. Bu katliam tüm açıklığıyla göstermiştir ki AKP Kürtleri defterden silmiştir. Zaten kısa bir süre önce hepimiz Fettullah Gülen’in Kürtler için verdiği ölüm fetvasını izledik. Yani Kürt sorunuyla baş edemeyen AKP çözümü sindirmede, katliamda görüyor. Ve bunu Kürt gençlerine dönük katliamlarıyla artık açıktan yapmaya kararlıdır. Bu katliam başka bir ülkede olsaydı şimdi durum çok daha farklı olacaktı. Ama Türküye nasıl bir ülke? Basını başta olmak üzere her şeyi satın alınmış bir ülke. İnsanları apolitik, kuru devlet söylemleriyle uyutulan bir ülke. Ölümlere alıştırılan, insan katliamlarını meşru gören bir ülke... Hele söz konusu Kürt ise “başına gelenleri hakkettiği” düşünülen bir ülke. Türkiye’de İşte böyle faşizan bir zihniyet hakim. Ve biz bu zihniyeti değiştirmediğimiz sürece bu durum değişmeyecek. ]]> 70215@http://www.dozaciwanan.com Haberler 2012-02-03T08:39:47+00:00 Posted by ulas_aras Öcalan'la görüşme yine engellendi http://www.dozaciwanan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=70214 (ROJACİWNAHABER)Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın avukatlarının müvekkilleriyle haftalık olağan görüşmeleri için yaptığı başvuru, "gemi bozuk" gerekçesiyle reddedildi.

Öcalan'ın avukatları Mahmut Taşçı, Hüseyin Boğatekin ve Mazlum Dinç, yarın müvekkilleriyle haftalık olağan görüşmelerini gerçekleştirmek için Bursa Cumhuriyet Savcılığı'na sabah saatlerinde başvuruda bulundu. Başvuruyu değerlendiren İmralı Cezaevi İdaresi, "gemi bozuk" gerekçesiyle Öcalan ile görüşmenin olmayacağını avukatlara bildirdi.

27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana 6 ay 10 gündür avukatların Öcalan ile görüşmesi "gemi bozuk" ve "hava muhalefeti" gerekçeleriyle engelleniyor.

]]>
70214@http://www.dozaciwanan.com Haberler 2012-02-02T21:49:20+00:00 Posted by ulas_aras
İlker Başbuğ hakkında müebbet istendi http://www.dozaciwanan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=70213 İSTANBUL (ROJACİWANHABER- "İnternet andıcı" soruşturmasında tutuklanan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında iddianame hazırlandı. İnternet andıcı davasıyla birleştirilmesi istenen iddianamede Başbuğ hakkında "örgüt yöneticisi olmak" ve "darbeye teşebbüsten" müebbet hapis istedi

İnternet andıcı kapsamında eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız tarafından hazırlanan iddianamede, Başbuğ tek şüpheli. İstanbul Başsavcıvekili Fikret Seçen'in onayladığı iddianame İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi'nde gönderildi.

39 sayfalık iddianamede tek şüpheli olarak yer alan Başbuğ'un "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi ve "Ergenekon yöneticisi olmak" suçundan 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapsi istendi

]]>
70213@http://www.dozaciwanan.com Haberler 2012-02-02T16:25:11+00:00 Posted by ulas_aras
Mahsum Çayan Gençlik Meclisi kongresini gerçekleştirdi http://www.dozaciwanan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=70212  

MARSİLYA(ROJACİWNHABER) Güney Fransa’nın Marsilya şehrinde gençlik meclisi 90 delege katılımıyla 6. Kongresini gerçekleştirdi.
Dersim’de yaşanan çatışmada yaşamını yitiren, HPG gerillası Mahsum Çayan’a adanan kongre’de alınan karar ile Marsilya Gençlik Meclisinin adı ‘Mahsum Çayan Gençlik Meclisi’ olarak değiştirildi.
Mezopotamya Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen kongre Kürdistan ve devrim şehitleri anısına yapılan saygı duruşu ile başladı. Yapılan açılış konuşması ardından gündemlerin belirlendiği kongrede, KCK yürütme konseyi üyesi Duran Kalkan’ın gençliğe yönelik değerlendirmelerinin olduğu yazının okunması ardından, kongreye siyasal süreç ve örgütsel durum gündemleri ile devam edildi.
Mahsum Çayan Gençlik Meclisi kongresinde yürütülen siyasal tartışmalarda, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecride değinilirken, Kürt gençliğinin tecride karşı, özgürlük şiarı ile uluslar arası 15 Şubat komplosunun yıl dönümünde mücadeleyi yükseltmesi gerektiği dile getirildi. Yürütülen tartışmalarda AKP hükümetinin Kürt halkı üzerindeki kirli politikalarına, siyasal ve askeri operasyonlara değinilerek, Roboski katliamının bir Kürtlere verilmek istenen bir mesaj olduğu ve oldukça planlı bir katliam olduğu belirtildi. Bu katliam konseptine verilecek en anlamlı yanıtın direnişi yükseltmek olduğu belirtildi.
kongre de en yoğun tartışmalardan birisi de örgütsel durum gündemi çerçevesinde Gençlik Meclisinin bir yıllık çalışmalarını değerlendirildi bölüm oldu.

Seroke  hebûna me ye, demdema parastina hebûne ye

‘Seroke  hebûna me ye, demdema parastina hebûne ye’ şiarı ile gerçekleştirilen kongrede Komalen Ciwan tarafından ‘Seroke  hebûna me ye, demdema parastina hebûne ye’ şiarı ile başlatılan eylem kampanyasının ikinci ayağına aktif katılım kararlığının çıktığı kongre kararlarında, Kürt Halk Önder Abdullah Öcalan üzerindeki tecride karşı direnişin yükseltilmesi ve özgürlüğün sağlanılması için gençliğin öncülük misyonu ile mücadeleyi yükseltmesi gerektiği belirtildi.

Kongre’de komisyonlarda yer alacak delegelerin isimlerinin okunması ve seçimlerin yapılması ardından seçimlere geçildi. Yapılan seçimler ardında kapanış konuşması sonrası Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve Komalen Ciwan lehine atılan sloganlar ile kongre sonlandırıldı.

]]>
70212@http://www.dozaciwanan.com Haberler 2012-02-02T14:47:17+00:00 Posted by ulas_aras
İran: Türkiye Suriye'ye karşı Katar'dan milyar dolarlarca para aldı http://www.dozaciwanan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=70211 HABER MERKEZİ (ROJACİWANHABER- İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in askeri danışmanı Tümgeneral Yahya Rahim Safevi, Türkiye'nin Suriye'ye sorun yaratması için Katar yönetiminden milyarlarca dolar para aldığı açıkladı

İran'ın Fars ajansına açıklama yapan Safevi, Suriye'ye karşı Türkiye ve bazı Arap ülkelerinin tutumunu ağır bir dille eleştirdi. ABD'nin kendi çıkarları için bu ülkelere rol tayin ettiğini belirtti. Safevi, şu açıklama bulundu: "ABD, bölgedeki gelişmelerin İran'a karşı, kendi çıkarları doğrultusunda olması için Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar için rol vermiş. Bazı raporlara göre, Katar yönetimi Ankara'ya Suriye'ye sorun çıkarması için milyarlarca dolar yardım etmiş." 

Safevi, Türkiye ve Arap ülkelerinin Suriye'ye karşı yürüttüğü politikanın gelecekte söz konusu ülkeler için sorun oluşturacağını kaydetti

]]>
70211@http://www.dozaciwanan.com Haberler 2012-02-02T13:56:37+00:00 Posted by ulas_aras
Mehmet Metiner'in sitesi hacklendi http://www.dozaciwanan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=70210  

HABERMERKEZİ(ROJACİWANHABER) Mehmet Metiner’in sitesi hacklendi Redhack adlı hacker grubu tarafından hacklendi.

Bir süre önce Sırrı Sürreyya Önder’in meclisteki konuşması sırasında polmik yaratma girişimi Sırrı Sürreya  Önder’in yaklaşımı ile boşa çıkan, devşirme Kürt Mehmet Metiner’in sitesi Redhack tarafından hakcledi. Siteye "Kahrolsun faşizm - Kahrolsun AKP - Yaşasın halklarınn kardeşliği!” sloganını ile beraber bir açıklamada ekledi.

 

RedHack’in açıklaması…

 

 

Amerika’nın ekonomik istilasını heyecanla arzu eden, Tayyip’in canlı yayınlarda “artık sen de bu işe karışma Mehmetçiğim" diye azarladığı Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in sitesi REDHACK tarafından hacklenmiş durumda. Neo-liberal tetikçilikten üstüne düşen her şeyi yapmak için sahibinin önüne kemik atmasını bile beklemeden ortalığa atlayan Metiner’in daha önce sosyalist milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile mecliste tartışıp, üzerine yürümeye çalışan, ardından da demeçler vererek "prim" elde etmeye uğraştığını iyi biliyoruz.

 

REDHACK'in "Kahrolsun faşizm - Kahrolsun AKP - Yaşasın HALKLARIN kardeşliği!” başlığı altında Metiner'in sitesi hacklendi.

 

http://www.mehmetmetiner.com/
Sonradan bakacaklar için tescil adresi;http://zone-h.org/mirror/id/16675264

]]>
70210@http://www.dozaciwanan.com Haberler 2012-02-02T11:57:18+00:00 Posted by ulas_aras
Demirtaş : her kışın bir baharı var http://www.dozaciwanan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=70209  

LONDRA(ROJACİWANHABER) İngiltere'deki temaslarına devam eden BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve BDP Milletvekili Nazmi Gür'ün katılımıyla Kuzey Londra'da bulunan Kürt Toplum Merkezi'nde bir toplantı düzenlendi. Aynı zamanda internet üzerinden canlı olarak yayınlanan toplantıda Londra'dan ve civar şehirlerden gelerek salonu hınca hınç dolduran kitleye hitaben konuşan Demirtaş, "Başımıza bu dertleri açan Britanya'nın başkentinde böyle coşkulu bir kalabalıkla karşılaşmak büyük mutluluk" sözleriyle başladığı konuşmasında siyasi gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasında ilk olarak 80 yıldır Kürtler üzerinde devlet terörü uygulayanların Kürtlerin en temel haklarını tartışma konusu yapmalarını eleştiren Demirtaş, bunun en güncel örneklerinden birinin Kürtçe’nin statüsü üzerinde sürmekte olan tartışmalar olduğunu belirtti. Demirtaş, "Başbakan, Genelkurmay Başkanı kalkmış kendi anadilimizi nerede, ne zaman konuşacağımızı tartışıyor. Bu büyük bir utançtır ama onların utancıdır. O dönemler bitti artık. Kürtçenin statüsünün ne olacağına Kürt halkından başkası karar veremez. Kendi kaderini belirleme hakkı her halkın en doğal hakkıdır, Kürtlerin de en doğal hakkıdır" dedi

Kürtlerin kendi kaderini tayin etmesinin esas koşulunun demokratik özerkliğin hayata geçirilmesiyle sağlanacağını belirten Demirtaş, "Demokratik özerklik üç seçimde de halkın onayına sunuldu ve kabul gördü. Artık bunun anayasaya yazılması gerekiyor" diye konuştu.

'HER KIŞIN BİR BAHARI VARDIR'

Gerek bizzat hükümet üyelerinin, gerekse hükümet tarafından görevlendirilen kimi isimlerin içine girilen çözümsüzlük atmosferinin sorumluluğunu Kürt hareketine yüklemeye çalıştığına dikkat çeken Demirtaş, bunun büyük bir aldatmaca olduğunu söyleyerek şöyle konuştu: "Hükümet savaş ve baskı politikasını çok önceden hesaplamıştı. Eğer Öcalan'ın hükümete sunduğu protokol kabul edilseydi sorunun önemli bir kısmı şimdiye kadar çözülmüştü. Ama hükümet, seçimi atlatıp, protokolleri yok edip, bütün askeri, polis gücüyle halka saldırmayı kafasına koymuştu. Hükümet barış istiyordu da neden seçimlerden önce 135 sınır karakolunun ihalesini verdi? Neden 2012 bütçesinde savunma harcamalarını yüzde 12 artırdı? Bunun iyi anlaşılması gerekiyor.”

Bu süreçle birlikte artan baskı ve tutuklama terörünün amacının halkın moralini bozarak teslim almak olduğunu söyleyen Demirtaş sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunların bütün bu yöntemleri CIA yöntemleridir. Amaç bir halkın tamamının yüreğine korku salmaktır. 1990'larda bunu yapmak için ayrım gözetmeksizin insanları katlettiler. Tutmadı. 2000'lerde daha büyük bir halk gerçeği ortaya çıktı. Şimdi de ayrım gözetmeksizin insanları tutuklayıp cezaevlerine dolduruyorlar. Bu da tutmayacak. Şu an yaptıkları acizliklerinden kaynaklıdır."

Bu karanlık tablonun önümüzdeki dönemde halkın direnişiyle kırılacağını söyleyen Demirtaş, "Her kışın bir baharı vardır. Bahar yaklaşıyor. Newroz'da yüzbinler alanları doldurduğu zaman, bunların yüzünün halini işte o zaman göreceğiz" diye konuştu.

'ÖNDERLİĞİNİ SATANLAR ASLA MUVAFFAK OLAMAZLAR'

Hükümetin ve yaslandığı siyasi geleneğin, Kürt özgürlük mücadelesinin geleneğini anlamaktan aciz olduğunu söyleyen Demirtaş iki gelenek arasındaki farkı şu sözlerle açıkladı: "Bunlar 12 Eylül darbesi yapıldığında orduya 'tankınızın paleti olayım' diyenlerdir. O gelenekten gelenlerdir. Oysa öbür tarafta Kemal Pir'lerin, Hayri Durmuş'ların, baskıya karşı direnenlerin mücadelesi vardır. Bu ekip 28 Şubat döneminde kendi başkanlarını satanlardır. Önderliğini satanlar asla muvaffak olamazlar. Biz direne direne kazanıyoruz, bunlar dilene dilene büyümeye çalışıyorlar. Aramızdaki fark budur. Bu yüzden bizi anlayamıyorlar".

Konuşması sık sık "Bijî Serok Apo", " Serok jiyan nabe" sloganlarıyla kesilen Demirtaş, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın İmralı'da tecride karşı verdiği direnişin anlamının iyi anlaşılması gerektiğini belirterek, şunları ifade etti: "Türkiye'deki en değme siyasetçiyi 13 yıl değil, 13 gün bir odaya kapatın, 14'üncü gün bütün ilkelerini satar. Oysa İmralı'da 13 yıldır büyük bir direniş veriliyor. Bir halk liderine 'Önderim' diyerek sahip çıkmışsa sen artık ona böyle hakaret edemezsin. Biz tecrite son verilmesini, Öcalan'ın özgürlüğünü istiyoruz, onlar BDP Öcalan'ın özgürlüğünü 'bile' istiyor diyorlar. BDP bunu istemeyecek de ne isteyecek? Diğerleri gibi sizden ihale mi isteyecek? BDP bir ihale partisi değildir, bir halkın direnişinin sembolüdür, temsilcisidir. Hiçbir güç, halkın gücünden daha büyük değildir.”

ULUSAL KONFERANS NİSAN AYINDA MI?

Son olarak görüşmeleri devam eden Kürt Ulusal Konferansı konusunda da bilgi veren Demirtaş, bu konuda en aktif ve istekli partinin BDP olduğunu ve görüşmelerin iyi sonuçlanması halinde konferansın önümüzdeki Nisan ayında Hewler'de toplanmasını umut ettiklerini söyledi.


]]>
70209@http://www.dozaciwanan.com Haberler 2012-02-02T11:33:22+00:00 Posted by ulas_aras
Avukatla 6 ay 10 gündür görüşemedikleri Öcalan'la görüş için başvurdu http://www.dozaciwanan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=70208 İSTANBUL (ROJACİWNAHABER- PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın avukatları, müvekkilleriyle görüşebilmek için Bursa Cumhuriyet Savcılığı'na başvuruda bulundu.

PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın avukatları Mahmut Taşçı, Hüseyin Boğatekin ve Mazlum Dinç, yarın müvekkilleriyle görüşme gerçekleştirmek için Bursa Cumhuriyet Savcılığı'na başvuruda bulundu. Başvuruya İmralı Cezaevi İdaresi'nin olumlu yanıt vermesi durumunda avukatların yarın İmralı Adası'na gitmesi bekleniyor. Avukatların, Çarşamba günü yapmak istedikleri olağan görüşmeye İmralı Cezaevi İdaresi tarafından "hava muhalefeti" gerekçesiyle izin verilmemişti

Öcalan'ın avukatlarının 6 ay 10 gündür müvekkilleri ile yapmak istedikleri olağan görüşmeleri "gemi bozuk" ve "hava muhalefeti" gerekçeleriyle engelleniyor

]]>
70208@http://www.dozaciwanan.com Haberler 2012-02-02T10:54:33+00:00 Posted by ulas_aras