|
Bugün yılın son günü.
Acısı tatlısı, doğrusu eğrisi, neşesi sevinci, iyisi kötüsü, güzeli çirkiniyle 2008 pılını pırtını toplamış gidiyor.
Bize ne getireceğini bilemediğimiz fakat beklentilerimizi de yoluna serdiğimiz 2009 ise bu gece geliyor.
Gelen her yeni yıl kendisiyle birlikte yeni umutlar ve heyecanlar da getiriyor. Ancak tükenip gittikten sonra da arkasında yeni hayal kırıklıkları, acı ve hüzünler bırakıyor.
Maalesef dünyanın gidişatı insanların beklentilerin karşılanmasına izin vermiyor.
Dünyanın kurulu düzeni devam ettikçe; doyumsuz kar hırsı ve talanın neden olduğu savaşlar sürdükçe, insan insanın kurdu olmayı sürdürdükçe işler düzeleceğe, beklenti ve dilekler yerine geleceğe benzemiyor.
Ne acı ki gelen her yıl bir öncekini aratıyor. Bu yüzden insanlar sık sık ‘’nerde o eski zamanlar, nerde o eski yılbaşılar’ deyip duruyor; durmadan hayıflanıyor. Her yılbaşı sıklıkla duyduğumuz ’mutlu seneler’ sözcüğü de etkisini ve önemini yitirmiş bulunuyor.
Mutluluk dilekleri mutsuzluk içinde kıvranan insanlar için artık bir anlam ifade etmiyor. Bundan olsa gerek, ‘bu yıl sizin yılınız olsun’ dileği boş bir temenni olmaktan öteye gidemiyor. Dünyanın ahvali ‘dilek ve temennilerle’ değişmiyor; değişeceğe de benzemiyor.
Dünyanın kurulu düzeninin tetikçisi İsrail, insanlığın yaklaşan yeni yılı özgürlük, barış ve refah; yani ‘mutluluk’ dilekleriyle karşılamaya hazırlandığı bir zamanda Gazze’de 400’e yakın insanın hayatına mal olan bir katliam gerçekleştirdi. İnsanlığı Filistin halkının şahsında kırımdan geçirdi.
Ancak dünya da buna karşı ciddi bir tepki göstermedi. Tersine kurulu düzenin efendisi Amerika İsrail’i destekledi. Avrupa Birliği, Çin ve Rusya gibi küresel güçler de olayı geçiştirdi. Egemenler böylece insanlığa karşı yeni bir suç daha işledi.
İsrail’in kadim dostu Türkiye de fırsatı kaçırmak istemedi. Türkiye’nin savaş lobisi fırsat bu fırsat deyip Irak Kürdistanı’nın bombalanması emrini verdi. Türk savaş uçakları Xaxurke ve Xınere başta olmak üzere bölgede birçok alanı bombalarla yerlebir etti.
İsrail’in saldırganlığıyla Maliki Hükümeti’nin kışkırtmaları savaş lobisinin iştahını kabartmışa benziyor.
Bu kesim Iraklı Kürt liderlerin dillendirdiği ‚çözüm planını‘ daha tartışma aşamasındayken boğmaya çalışıyor. Bir yandan savaş uçaklarıyla Kürdistan’a bombalar yağdırıyor, diğer yandan da ‚sağ‘ ve ‚sol‘ uzantıları aracılığıyla psikolojik savaşa hız kazandırıyor.
Militarizm bütün gücünü Kürtler arası ilişkileri bozmaya veriyor. Elindeki araçları ve piyonları bu amaç için kullanıyor. Militarist sistem Kürtler arasında bir savaş yaşanmadığı sürece Kürtleri bastıramayacağını iyi biliyor. Kürtlerin birlikte dayattıkları ‚çözüm planı‘‘nın kendi sonunu getireceğini görüyor.
Bu yüzden varını yoğunu ortaya serip, bu sürecin önüne geçmeye çalışıyor. Hakkı da var; çünkü, eğer Türkiye özgürleşecekse Kürt sorununun çözümü sayesinde özgürleşecektir. Kürt sorununun çözümü militarist sistemin tasfiyesini kaçınılmaz olarak beraberinde getirecektir.
Sorunun çözümü ise kuzeyi ve güneyiyle Kürt siyasetinin birleşmesi; birlikte hareket etmesiyle gerçekleşecektir. Burjuvazisinden emekçisine farklı sınıfların temsilcisi Kürt partilerinin ortak hareket etmesi bu nedenle yaşamsal önemdedir.
Zira, militarist sistemin kırılma noktası Kürtlerin birliğidir. Türkiye’de olduğu gibi Irak Kürdistanı’nda da demokratikleşmenin öncüsü özgürlük mücadelesidir ancak, burjuva-feodal özelliğine rağmen anti-militarist (anti-savaş) duruşun Irak Kürt liderliğine ‚ilerici‘ bir nitelik kazandırdığı da gözardı edilmemelidir.
Süreç inişli çıkışlı da olsa birlik yönünde ilerlemektedir. Bunun derinleştirilmesi, Kürtler arası ilişkilerin daha da geliştirilmesi gerekmektedir. Ancak bu sayede Türkiye Kürtleri kabül edecektir. Ancak bu sayede Türk-Kürt ilişkileri yeniden düzenlenebilecek, özgür ve ortak gelecek projesi hayata geçebilecektir.
Kürt siyasetinin bu bilinçle sürece yaklaştığı gözlemlenmektedir. Barzani’nin, Maliki'nin Türkiye ziyaretine tepki göstermesi, Talabani’nin liderliğini yaptığı YNK‘nin saldırgan tutumları nedeniyle Türkiye ve İran’ı protesto etmesi, Mahmut Osman’ın Kürt yönetiminin PKK’ye karşı Türkiye’nin yanında yer alacağı yönündeki idiaları reddetmesi ve ‘Kürtlerin birbirlerine karşı savaşmamasının kırmızı çizgileri’ olduğunu ileri sürmesi ile PKK yöneticisi Murat Karayılan’ın Talabani’nin öne sürdüğü ‚çözüm planı‘ için ‚tartışmanın çerçevesi olabilir‘ demesi bunu göstermektedir.
Bu tutumun devam etmesi savaş lobisinin açmazını derinleştirecek, Kürt sorununun çözümünü kaçınılmaz hale getirecektir.
Öte yandan savaş lobisi sadece Türkiye’de ve Kürdistan’da değil Avrupa’da da uğursuz faaliyetlerine devam ediyor. Avrupa Barış Meclisi‘nin kurucusu, insan hak ve özgürlüklerinin yılmaz savunucusu, gerçek aşkına bağlı gazetecilerin duayeni, Belçika Gazeteciler Cemiyeti, Belçika İnsan Hakları Derneği, Brüksel Kültürler Arası Etkinlikler Merkezi (CBAI) ile Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığıyla Mücadale Hareketi (MRAX) yöneticisi Doğan Özgüden‘e karşı yürütülen kampanya gelinen aşamada çok tehlikeli boyutlara ulaşmış bulunuyor.
Özgüden üstelik de Avrupa’nın başkentinde ‚ölümle‘ tehdit ediliyor. Brüksel’de ancak polis korumasıyla dolaşabiliyor. Faşizm Özgüden’in varlığına tahammül edemiyor.
Ne var ki ezilen halklarla dayanıştığı için hedef haline gelen Özgüden’le ilgili haberler ve gösterilen dayanışma etkinlikleri Kürt medyasında yankısını bulmuyor. Bu tutumun behemahal değişmesi, gazetesi ve televizyonuyla Kürt medyasının Doğan Özgüden’in yanında olması ve dayanışmanın ileri bir düzeye taşınması için çaba göstermesi gerekiyor.
Son olarak; Pazar günü Işık İşcanlı, Kemal Uzun ve Koray Düzgören’le birlikte Murat Çakır’ı ziyarete gittik. Bildiğiniz gibi Sevgili Murat geçen ay riskli bir beyin ameliyatı geçirdi. Şimdi rehabilitasyon amacıyla klinikte yatıyor. Murat’ı çok sağlıklı ve moralli bulduk. Dostumuz iyileşiyor. Böyle giderse yakında yine aramızda olacak. Bunu mutluluğu ve sevinciyle oradan ayrıldık. Bu güzel haberi de paylaşayım istedim.
Evet bugün yeni yılın son günü. 2008 gidiyor, 2009 geliyor. Yeni yılınızı kutluyor, daha yaşanası bir dünya mücadelenizde başarılar diliyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
www.gunayaslan.com
|